Monaco Gezilecek Yerler

Monaco Fransız Riverası’nda yer alan küçük bir kraliyet prensliğidir. Kapladığı alan iki kilometreden az olmasına karşın, dünya üzerindeki en küçük fakat en göz alıcı arazidir. Çiçeklerle dolu bu şehir derin mavi denizi ve zarif palmiyeleriyle baştan çıkarıcı bir manzaraya sahiptir. En çarpıcı noktası “Le Rocher” adında ve ayrıca Monaco-Vile olarak da bilinen, tarihi Monaco’yu yansıtan Akdeniz’e uzanan sarp, dağlık burundur. Dar sokaklarıyla Monaco-Ville’in geçmişi prensliğin kurulduğu 13.yüzyıla kadar dayanmaktadır.

Son derece doğal bir güzelliğe sahip olan Monaco yemyeşil bir bitki örtüsüne ve ılıman bir iklime sahip Cote d’Azur’a ev sahipliği yapmaktadır ve Nice’ten sadece 30 dakikalık hızlı bir tren yolculuğu mesafesinde yer almaktadır. Avrupa’nın en yüksek kişi başı gelir düzeyine sahip olduğu düşünülmekte ve lüks otelleri, tasarım butikleri, kaliteli restoranları ve lüks yatlarıyla abartılı zenginliğin havasını gözler önüne sermektedir.

Monte-Carlo

Lüksün bir yaşam biçimi olduğu Monaco’nun abartılı dünyasında şımarmamak mümkün değildir. Monte Carlo Monaco’nun en göz alıcı atmosferine sahip bölge olmakta ve Monaco Limanı’nın kuzeyinde bulunan kayalık bir burunda yer almaktadır. Place du Casino’nun terasından olağanüstü sahil manzarasını izlemek yapılması gerekenler arasında liste başı olmaktadır. Monaco’nun en zengin muhiti olan Monte-Carlo zengin ve ünlü kişiler için bir cazibe noktası olmaktadır. Diğer seçkin mutfakların yanı sıra özellikle üç Michelin yıldızlı Gourmand, en popüler restoranlar arasında yer almaktadır. Bölge batıda Boulevard Princesse Charlotte ve güneybatı tarafının bitiminde bulunan Boulevard des Moulins olmak üzere iki zarif ve şık bulvarın kesişim noktasıdır. Opera binasının yanı sıra lüks butikleri ile ilgi odağı olan Avenue de la Costa gibi birçok alışveriş caddesi de yer almaktadır.

Prens’in Sarayı

Prens’in Sarayı Le Rocher yarımadasında eşsiz bir konuma sahip ve dünyanın en eski monarşisine ev sahipliği yapan olağanüstü bir yapıdır. Oldukça geniş ve çok kolları olan Cenevizli soylu bir aile olan Grimaldi ailesi Cenova Cumhuriyeti’nden bu toprakları ele geçirdikten sonra, 1297 yılında Monaco’yu kurmuş ve günümüzde de Monaco Prensliğini yönetmeye devam etmektedir. Başlangıçta bir Ceneviz kalesi olarak inşa edilen saray sağladığı panoramik manzara sayesinde savunma amaçlı kullanılmaktaydı. Kale yüzyıllar boyunca restorasyona tabi olmuş ve en sonunda XIV. Louis tarzını benimseyen lüks bir saraya dönüştürülmüştür. Sarayda yer alan Devlet Daireleri Prens ve ailesi burada bulunmadıklarında halka açılmaktadır. 15. Yüzyıla ait duvar resimlerini barındıran şatafatlı İtalyan tarzı bir galeri, mavi ve altın renklerinin hakim olduğu ve muhteşem bir dekora sahip Mavi Oda, ahşap panelli Hamam Odası ve etkileyici bir Rönesans şöminesinin yer aldığı İmparatorluk stiline sahip Taht Odası görülmesi gereken önemli noktalardır. Ayrıca yaz ayarı süresinde Ana Avlu’da birçok konser düzenlenmekte ve her gün saat 11.55’te, saray önünde Nöbet Değişimi gerçekleşmektedir.

Oşinografi Müzesi

Oşinografi Müzesi deniz seviyesinden 90 metre yukarıda kalmakta olup Le Rocher üzerinde muhteşem bir konuma sahitir. Tamamlanması 11 yıl süren devasa temeller üzerine yerleştirilen müze ve akvaryumlar bulunmakta ve Prens II. Albert ve torunu Prens I. Albert tarafından 1910 yılında açılan dünyanın en büyük akvaryumu da ziyaretçilerini beklemektedir. Sürekli bir değişim içinde olan müze dünyaca ünü denizcilik ve oşinografi sergilerine de ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin en değerli koleksiyonları arasında Prens I. Albert’in araştırmalarından elde edilen bulguları ve Jacques-Yves Cousteau’nun keşifleri yer almaktadır. Müzenin en ilgi çekici özelliği çeşitli şekil ve renklerde, nadir bulunan balık ve deniz canlılarına ev sahipliği yapan akvaryumlara sahip olmasıdır. Tropik Akvaryum, Akdeniz Akvaryumu ve Köpekbalığı Lagünü olarak üç akvaryuma sahiptir.  Mercan kayalıkları da dahil olmak üzere, doğal ortamın birebir yansıtıldığı yaklaşık 100 adet havuzda 6000’den fazla deniz canlısı yaşamaktadır. Ayrıca ziyaretçilerin bir denizkestanesine veya denizyıldızına dokunabildikleri ve yavru bir köpekbalığına tutunabildikleri Kaplumbağa Adası ve Dokunmatik Havuz görülmesi gereken yerler arasında gösterilmektedir. La Terrase Restoranı’nın çatısında yer alan terastan İtalyan Riviera’sına (İtalya’nın Akdeniz sahili) kadar uzanan her yolu görmek ve sahil şeridinin eşsiz panoramik manzaranın tadını çıkarmak mümkün olmaktadır.

Egzotik Bahçe

Bahçe Monaco’nun tarihi merkezinin dışında bulunan Fontvieille bölgesinde yer almaktadır. Akdeniz’e nazır sarp bir uçurumun üzerinde konuşlanan Egzotik Bahçe yemyeşil bir bitki örtüsüne ve olağanüstü deniz manzarasına sahiptir. Bahçeler 1933 yılında açılmıştır. Cape Town’un ödağaçlarından Meksika’nın dev sabır otuna kadar, Afrika ve Latin Amerika’ya özgü göze çarpan türleri barındırmakta ve 7000’den fazla çeşni çeşidinin bu ideal iklim şartlarında gelişmesine imkan tanımaktadır. Ayrıca Egzotik Bahçe’de sarkıt ve dikitlerle kaplı bir Gözlemevi Mağarası de yer almaktadır. Tarih öncesi çağlar ve erken uygarlık tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmek için bahçelerdeki Antropoloji Müzesi’nin de mutlaka keşfedilmesi tavsiye edilmektedir. Bu müze Roma dönemlerine ait sikkeler ve süs eşyalarını içeren bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır.

Katedral

Roma-Bizans tarzını yansıtan katedral yakınlarda yer alan La Turbie kentinden çıkartılan dikkat çekici beyaz taşlardan inşa edilmiştir. Monaco Prenslerinin defin yeri olmakta ve eski hükümdarlardan Prens Rainier ve Prenses Grace’in mezarlarına da ev sahipliği yapmaktadır.  Katedralin nispeten modern bir stile sahip olmasına rağmen, iç mekanda 1500 yılından kalma Niçois ressamı Louis Bréa’nın bir atlar panosu da yer almaktadır. Kutsal mekanda dikkat çeken bir diğer nokta ise Carrara beyaz mermerinden yapılmış Piskopos tahtıdır. Eylül ayından Haziran ayına kadar, her Pazar saat 10.00’da “Les Petits Chanteurs de Monaco” ve “Katedral Korosu” tarafından ekmek ve şarap ayini düzenlenmektedir. Katedral dini hizmetlerin sunulduğu zamanlar hariç halka açıktır ve girişler ücretsizdir.

Les Jardin Saint-Martin Bahçeleri

Akdeniz’in sakin mavi sularına nazır Les Jardin Saint-Martin Oşinografi Müzesi’ne yakın bir konumda yer almaktadır. Bahçelerde deniz araştırmacısı olarak da bilinen Prens Albert’in anısına bir heykel de bulunmaktadır. Saint-Martin Bahçeleri Le Rocher yarımadasının kıyısında uzanmakta ve egzotik bitki türlerinin envai çeşidine ev sahipliği yapmaktadır. Dinlenmek ve olağanüstü manzarayı yakalamak için ideal noktalara yerleştirilen banklar, küçük göletler ve süs havuzları bahçeyi tamamlayan unsurlardandır.

Formula 1 Monaco Grand Prix

Meşhur Formula 1 Monaco Grand Prix yarışı her yıl Mayıs ayının son hafta sonunda Monte-Carlo’da gerçekleştirilmekte ve şehrin sokaklarında yapılan dünyadaki tek araba yaşı organizasyonudur. Monaco Otomobil Kulübü tarafından organize edilen Monaco Grand Prix dünyanın en popüler spor etkinliklerinden biri olmayı sürdürmektedir. Dar sokakların yarış arabaları için ideal olmamasına karşın, süregelen gelenek uğruna yarış 20. yüzyılın başlarından beri devam ettirilmektedir. Fransız Rivierası’nda Mayıs ayında gerçekleşen ve kaçırılmaması gereken bir diğer etkinlik ise Cannes Film Festivali olmaktadır.

Monte Carlo Opera Binası

Monte Carlo Opera Binası Monaco’nun en göz alıcı ve lüks mahallesinde yer alan Place du Casino meydanında bulunmaktadır. Palmiye ağaçlarının sıralandığı meydanda dikkat çekici bir fıskiye ve kıyı şeridinin olağanüstü manzarasını sunan bir teras yer almaktadır. 1878’de kurulan Opera Binası Charles Garnier tarafından tasarlanmış ve “Salle Garnier” adlı oditoryumu tamamen kırmızı ve altın renkte, karmaşık kabartmalar, duvar resimleri ve etkileyici heykeller ile bezenmiştir. Bir yüzyılı aşkın bir süredir opera ve bale hayranları burada ağırlanmakta ve dünya çapında opera şarkıcısı burada karşılanmaktadır. Monte-Carlo Opera Evi Mozart, Rossini ve Puccini’nin eserleri gibi genellikle klasik operalar sunmakta, aynı zamanda diğer müzik resitallerine, konserlere ve bale gösterilerine de ev sahipliği yapmaktadır. Opera Sezonu Kasım’dan Haziran’a kadar devam etmekte ve bazı gösteriler Ulusal Monaco Festivali’nin bir parçası niteliğinde olmaktadır.

Monaco Limanı

Kare şeklindeki liman 1901 ve 1926 yılları arasında inşa edilmiştir. Prensin özel gemisi de dahil olmak üzere birçok lüks yata ev sahipliği yapmaktadır. Yat yarışlarının başkentinden bekleneceği gibi marina önünde prestijli bir Yat Kulübü bulunmaktadır. Quai Louis II’deki Yacht Club de Monaco, birçok farklı ülkeden 1000’den fazla özel üyeyi aynı noktada buluşturmakta ve yat şovları, yarışları ve festivaller gibi birçok etkinliğe de imzasını atmaktadır.  Limanda bu heyecan verici ortamın keyfini çıkartabileceğiniz birçok açık oturma alanlı restoran ve kafe yer almaktadır. Ayrıca turistler için olağanüstü sahil şeridinin manzarasına şahit olabilmeleri adına bir saatlik katamaran turları da düzenlenmektedir.

Yeni Ulusal Monaco Müzesi

Bu enteresan müze Egzotik Bahçeleri yakınlarında yer alan Villa Paloma ve Avenue Princess Grace’deki Villa Sauber olmak üzere iki ayrı villayı kapsamaktadır. Müzede avangart tabloların, çizimlerin ve fotoğrafların bulunduğu çağdaş sanat eserleri sergilenmektedir. Gelece bakan bir müze olan Yeni Ulusal Monako Müzesi 1880 yılından kalan antika bir bebeğin ve antik tiyatro kostümlerin restorasyonu gibi koruma çalışmalarına da adanmıştır.

Prenses Grace Gül Bahçesi

Bahçe Prens III. Rainier tarafından eşi Prenses Grace’e övgülerini sunmak için 18 Haziran 1984’te kurulmuştur. Fontvieille Park’ta yer alan bahçe palmiye ağaçlarının çevrelediği küçük bir göl ve bir zeytin korusunun da dahil olduğu yaklaşık dört hektarlık bir araziye yayılmaktadır. Bahçede 300 farklı çeşitte 8000 gül yer almakta ve her gülün tanımlayıcı bir QR kodu bulunmaktadır. Özel güller Grimaldi Kraliyet Ailesi Prensleri ve Prensesleri için seçilmektedir. Bahçede ayrıca çağdaş stilde tasarlanan heykellere de rastlamak mümkündür. Ayrıca çevre dostu uygulamaların sürdürüldüğü Gül Bahçesi “Ekolojik Bahçe” etiketiyle ödüllendirilmiştir.

Klasik Arabalar Koleksiyonu

Monaco’nun en modern mahallesindeki Fontvieille Terasları’nda bulunan bu olağanüstü koleksiyon Monaco Prensi’nin klasik otomobillerine ev sahipliği yapmakta, prestijli Avrupa ve Amerikan şirketlerinin ürettiği çeşitli marka ve modellerde yaklaşık 100 antika arabayı içermektedir. Ayrıca altı adet tarihi otobüs de sergilenmektedir.

Jardin Japonais Zen Bahçesi

Monaco’nun doğu kıyısında dik bir yamacın üzerine inşa edilmiş olan Jardin Japonais 7000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Parkta bir şelale hatta bir plaj bile bulunmaktadır. Otantik bir ortama ev sahipliği yapan Zen Bahçesi ziyaretçilerine huzur dolu bir atmosfer sunmaktadır.

la Chapelle de la Visitation Müzesi

Le Rocher’in olağanüstü ortamında Place de la Visitation’da yer alan ve önceleri Barok bir tapınak olan bu etkileyici 17. yüzyıla ait yapı sonradan kayda değer bir müzeye dönüştürülmüştür. Bayan Piasecka Johnson tarafından bağışlanan kutsal sanat eserlerini içeren seçkin bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Başyapıtlar arasında, Rubens, Zurbaran, Ribera ve Barok dönemi İtalyan ustalarına ait tablolar yer almaktadır.

Açıkhava Performansları

Le Rocher’in kuzeydoğu eşiğinde kurulmuş olan tarihi askeri kale günümüzde bir açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktadır. Yaz akşamlarında yıldızların altında sergilenen performansları izlemek ziyaretçilerine büyülü bir deneyim kazandırmaktadır. Performanslara katılım için bilet alınması gerekmekte, bunun haricinde girişlerin ücretsiz olduğu mekan her daim halka açık olmaktadır. Tiyatro sıralı yarım daireler şeklinde tasarlanmıştır ve 350 kişilik izleyici kapasitesine sahiptir. Fort Antoine’den Fransız Rivierası’nın İtalya’ya uzanan sahil şeridini görmek mümkündür.

Moneghetti Semti

Moneghetti’nin sonsuzluğa uzanıyormuş gibi görünen merdivenleri ve dönemeçli yolları Monaco’nun doğu yamacında, Tête de Chien’den Moyenne Corniche’ye kadar kıvrılmaktadır. Bu yollar batıda yer alan prenslikten Moneghetti semtine erişimi sağlamaktadır. Kentin bir kısmı hoş villaların ve bahçelerin bulunduğu yüksek düzlüklere inşa edilmiştir.

Aristokrat Yemek Düzeni

Monaco üst tabaka bir müşteri portföyüne hitap eden kaliteli ve lüks yemek mekanlarıyla ünlüdür. Denenmesi gereken birkaç efsanevi mutfak söz konusudur ki bunlardan bir tanesi ve  en ünlü olanı,  üç Michelin yıldızı sahibi ve Alain Ducasse’nin mutfağından enfes yemekler sunan Le Louis XV restoranıdır. Listenin ikinci sırasında iki Michelin yıldızlı Joël Robuchon Monte-Carlo gelmekte ve son olarak bir Michelin yıldızlı, deniz ürünlerine odaklı bir mutfağa sahip olan Le Vistemar deniz manzaralı terasında gurme ziyaretçilerini ağırlamaktadır. İşbirliği içinde olan Joël Robuchon ve Takéo Yamazaki’nin bir Mischelin yıldızlı Yoshi restoranı ise çağdaş bir Japon mutfağı sunmaktadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here